Veganlık, insani değerlerin dışında, gezegenimizi paylaştığımız ve ekosistemimizin çok önemli bir parçası konumundaki hayvanlar açısından da eşitlik ve adalet duygularıyla gelişen bir akımdır. Hayvanları mal ve hizmet olarak gören anlayışın reddi olarak açıklanabilir. Zamanla bu gerekçe, başka birtakım evrensel gerçekliklerle de desteklenerek daha da önemli bir hal almıştır.
Etik boyutunu dışında evrensel açıdan da değerlendirdiğimizde görüyoruz ki, insanların hayvanlar aracılığıyla beslenme düzenleri, yalnızca kendi sağlıklarına etki etmekle kalmıyor, gezegeninin bütününe de etki eden bir ayak izi bırakıyor.
Günümüzde yerküre üzerinde atmosfere salınan ve insan kaynaklı en büyük karbon salımının 1 numaralı sebebinin endüstriyel hayvancılık olduğu artık tüm çevrelerce kabul edilen bir gerçektir.
Beraberinde temiz su kaynaklarının çok büyük bir bölümü de endüstriyel hayvancılık faaliyetleri tarafından yok edilmektedir.
Hayvansal ürünlerin insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri de vegan yaşam biçimini destekleyen bir başka önemli unsurdur.
Vegan düşünce sistemi; beden ve ruh sağlığının yanı sıra diğer canlılar, ekoloji ve iklim üzerine
farkındalık sağlamayı hedeflemektedir.

Maddesel olduğu kadar kavramsal açıdan da giderek kirlenen dünyamızda, veganlığın duyarlı
yaklaşımlarını yakından görüp, dağarcığımızı farklı pencerelerden sunulan gerçeklerle
arttıracağımız bir buluşmaya ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.
Sürdürülebilirliğe olan inancımızla…